Estetik, Sanat ve Estetik Cerrahi

Estetik” kelimesi Yunanca “aisthesis” veya aisthanesthai” kelimelerinden gelir. Duyum, duyular, algı, duygu ile algılamak gibi anlamlar taşır. Bu kelimelerden çıkarılabilecek olan, estetiğin, duygusallığın sağladığı bilgilerin bilimi olmasıdır.

Sanatın ne olduğu konusu çağlara, toplumlara, üzerinde durulan sanat alanına göre bazı değişiklikler göstermektedir. Sanat, insani bir faaliyettir ve insanı etkileyen her şey, sanatı da etkilemektedir. Sanat, sanatçıya bağlı bir ürün olarak sanatçının kişiliğinden ve orijinalliğinden de büyük ölçüde etkilenir. Ama bütün sanat eserleri kişilerde estetik bir zevk ve heyecan uyandırır; beğenilir, takdir edilirler.

Sanat eserini diğer rasgele eserlerden ayıran unsurlar nelerdir? Bunların başında güzellik gelir ki bunun tanımı oldukça zordur. Güzelliğin yanı sıra bir sanat eserinde yüce olma, haz ve hoşa gitme duygusu uyandırma, doğru ve iyi olma, faydalı olma, bir amaca hizmet etme, insanın orada kendi ruhundan, heyecanlarından bir şeyler bulması gibi özellikler de aranmaktadır.

Sanatçıda yaratıcılığı yönlendiren, onun hayal gücü, kendi tekniği, ruhunun derinliklerindeki güzellik idealidir ve bunlar bir araya gelerek sanatçının üslubunu ortaya koyar. Bu kadar bireysel olan sanat, insanların iç dünyalarına hitap ettiği için kısa sürede toplumsallaşmaktadır.

Sanatçıyı diğer insanlardan ayıran, onun kişiliğidir. Onun hayal kurma gücü, duyarlılığı, duygululuğu, çağrışım zenginliği, gerilim sürekliliği ve sabrı gibi özellikleridir. Onun görüşü başkadır, seçişi ve anlatışı başkadır.

Güzellik, çağdan çağa, toplumdan topluma ve insandan insana, hattâ insanın yaşına, mesleğine, içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik duruma göre değişen bir değerdir. Aristoteles’e göre güzellik, âhenktir, uyumdur. Bir bütünü meydana getiren unsurlar birbiri ile uyumlu ise, o şey güzeldir. Tabi burada simetri, orantı, tam uyum (precision) sınırlılık gibi faktörler geçerlidir ve Aristoteles güzelliği âdeta matematik olarak değerlendirir.

Evrende herşey çok ve karmaşık gibi görünür. Ama çoklukta birlik sağlanınca bir uyum, bir güç, bir güzellik ortaya çıkar.
Güzel, bizi sürekli kendine çeken bir güçtür, kuvvettir.

Estetik yargılar, bilgiler gibi kavramlara değil insanların duygularına bağlıdır ve mantıksal kurallara bağlanamaz. O, insanların duyarlık, zihin ve hayal güçlerinin özgür ve uyumlu bir oyunu içinde ortaya çıkar. Estetik yargı, çıkar elde etmeye, kullanmaya yönelik değil, sadece seyredip beğenmeye bağlıdır. Estetik yargılar bireysel ve subjektiftir. Kimse kendinin güzel bulduğunu başkalarının da güzel bulmasını bekleyemez. Ancak bunlara rağmen insanlar yaşadıkları çağın etkileri altında kalarak, ortak estetik yargılara ulaşırlar. L. Wittgenstein’a göre ise, estetik yargının temelinde duygusallık yoktur, bilgi ve düşünsellik vardır. Estetik yargıyı, konunun uzmanları verir ve diğer insanlar da onlara uyarlar. Evet belki bu noktada estetik cerrahların çoğu da bu fikri benimseyerek, textbooklarda bize öğretilen teknikleri uygulayarak hastalarının taleplerini karşılamaya çalışmaktalar. Matematiksel olarak çok mantıklı gerçekten… Ama neden kitaplarda yazan teknikler aynen uygulandığı halde bir sürü mutsuz hasta ortalıkta dolaşıyor ve Amerika’da sigorta şirketlerine hücum ediyorlar? Neden doğru olduğu kabul edilen cerrahi teknikler bir hastada mutluluk kaynağı olurken bir diğerinde mutsuzluk kaynağı oluyor? Acaba bir eksiklik mi var bir yerlerde? Neden bazı plastik cerrahlar hasta beklentilerinin doğru yönlendirilmesinde bu kadar başarılı iken bazıları yetersiz?

Estetik cerrahlar da en nihayetinde birer insan ve uzun yorucu eğitim sürecinde kendilerine öğretilenleri tıbbi olarak ve yaklaşım açısından hastalarına uygulamakla yükümlüler. Bunları yaparken estetik cerrahı yönlendiren o kadar çok faktör var ki… Güzellik kelimesinin onun için ne ifade ettiği, bu kelimeyi düşündüğünde duyduğu heyecan ve zihnindeki yaratıcı tutkunun derecesi, hasta beklentisini anlamadaki yeteneği, el becerisi, doğup büyüdüğü kültür, çevre, onu insan olarak günümüze getiren güzel olan olmayan her şey, birikim, güzel sanatlara yatkınlığı, dokunma, hissetme, eşitlik algısının derecesi, insan ilişkileri, matematiksel zekası, duygusal zekası, empati yapabilmesi, egosu ve daha binlerce faktör…

Aslında düşünürseniz yaptığımız iş gerçekten zor… Herkes tarafından kabul görmüş bir ortak güzellik kavramı var ancak ayrıntılar devreye girince her şey herkese göre birdenbire değişiyor. Aslına bakarsanız biz estetik cerrahlar sanat yapıyoruz ve üslup her cerrahta farklılık gösteriyor. Çünkü her bir estetik cerrahın ruhunun derinliklerindeki güzellik ideali farklı gelişmiş. Peki bu durumda hastalarımızın yapması gereken ne? Üslubundan memnun kalacağınız bir cerrahınız olmalı…Ruhuyla ve bakış açısıyla kendinize en yakın, ama aynı zamanda işin teknik kısmını bilen, bilimsel, yetenekli bir estetik cerraha başvurmanız doğru gibi görünüyor değil mi? Zor biliyorum. Bunu hissetmelisiniz… Beklentilerinizi cerrahınıza son derece açık bir şekilde anlatmalısınız ve sizi anladığından emin olmalısınız… Ameliyat sonrası yaklaşık sonuçları demonstre edip edemeyeceğini sorabilirsiniz. Muayenenizin bir bölümünün ayna karşısında yapılmasını talep edebilirsiniz… Ve beklentilerinizi cerrahınızla paylaşırken eşiniz, sevgiliniz, aileniz gibi 3. şahısların etkisi altında kalmadığınızdan emin olmalısınız. Çünkü beden sizin bedeniniz ve onlar hayatınızdan gittiklerinde siz bedeninizle hep baş başa kalacaksınız… Sizin mutluluğunuz ve sizin beklentileriniz önemli! Güzel olmak istediğiniz için de kendinizi kötü hissetmeyin. Yüzyıllardır insanoğlu güzelin peşinde koşuyor… Son derece anlaşılabilir bir istek bu inanın. Ne kadar talepkar olduğunuzu biliyorum ancak bir kadın olarak bunu anlayabiliyorum.

Sevgiyle kalın.
Güzelliklerle dolu günler diliyorum.

Hem ruhunuzda hem bedeninizde!!!

Op. Dr. Esra Çelik
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı